Koy bi tane spor araba, ünlü bi yönetmen var zaten çalışan senle , jimmy jible de ver coşkuyu , indir kaldır; ondan sonra albüm satılır. Ama n'oldu internet mp3 çıktı mertlik bozuldu, e Mustafa Abi'mizin de para kazanması lazım, o celebrity hayat tarzına para yetişmez, n'aapacak Turkcell ile anlaşacak.
Turkcell'in marketing takımı ve güzel reklam ajansımızın beraber yarattığı Türk insanı bilinçaltına girme platformu ( veya -en iyi üniversitelerden mezun gençlerimize 1500-2000 lira verelim, pazar payımızı %2 arttırmak için insanların bilinçaltıyla oynayalım; yeterki Mehmet Ağa milyar dolarlarına milyon dolarlar katsın, biz de bu adamları 10 sene daha çalıştırdıktan sonra belki terfi ettirip 10bin 15bin lira daha veririz- enstitüsü) Mustafa'ya şöyle dansedecen böyle hoplıycan dedikten sonra Mustafa'da alacağı kaçbin doları düşünüp "tamam abi" diyecektir. Artık söylediği "ama maalesef ruhu yok" şarkısı da bir 3G'm olsa alemlerin kralı olurum beaa diye değişecektir. Mustafa'nın ruhu vardır ama bu sefer 3G'si interneti yoktur; cafelerde barlarda kızlara rezil olacaktır.
Bunlar da bir güzel -özellikle- genç beyinlerin aklına işler, 16 yaşlarına girdiklerinde benim niye son model telefonun yok , baba 3G'de alalım, Prada'dan ayakkabı alalım diye ağlayacaklardır. Şanslı olanlar; onlara sahip olduktan sonra da bakacaklardır ki mutluluk, cafelerde dans, yandaki masadaki kızın gülümsemesi bunlar olunca pek de gerçekleşmiyor. Gerçekleşmeyince "ulan bir de biraz daha kasıyım, yanımda çalışan adamın ayağını kaydırayım da bir de A3 alıyım bu sefer kesin kızlar bana hasta olacak" diyecektir; ve yine çok muhtemel hiç bir şey olmayacaktır. Hele hele; bu arkadaş kafede çalışan mazlum garson ise Mustafa gibi; tamirci çırağından çok az bir farkı vardır. Unutmayalım ki , üst sınıfların sahip olduğu şeylere sahip olunca üst sınıf olunmaz; olay statü meselesidir; ve garson arkadaşımızın arabası Mercedes'de olsa garson olduğunda Türk kızı yine yandaki züppeye bakacaktır. Eğer ki , züppe de; kadın ruhunu okşamayı biliyorsa da ilişki ihtimali vardır.
Bunlar da bir güzel -özellikle- genç beyinlerin aklına işler, 16 yaşlarına girdiklerinde benim niye son model telefonun yok , baba 3G'de alalım, Prada'dan ayakkabı alalım diye ağlayacaklardır. Şanslı olanlar; onlara sahip olduktan sonra da bakacaklardır ki mutluluk, cafelerde dans, yandaki masadaki kızın gülümsemesi bunlar olunca pek de gerçekleşmiyor. Gerçekleşmeyince "ulan bir de biraz daha kasıyım, yanımda çalışan adamın ayağını kaydırayım da bir de A3 alıyım bu sefer kesin kızlar bana hasta olacak" diyecektir; ve yine çok muhtemel hiç bir şey olmayacaktır. Hele hele; bu arkadaş kafede çalışan mazlum garson ise Mustafa gibi; tamirci çırağından çok az bir farkı vardır. Unutmayalım ki , üst sınıfların sahip olduğu şeylere sahip olunca üst sınıf olunmaz; olay statü meselesidir; ve garson arkadaşımızın arabası Mercedes'de olsa garson olduğunda Türk kızı yine yandaki züppeye bakacaktır. Eğer ki , züppe de; kadın ruhunu okşamayı biliyorsa da ilişki ihtimali vardır.
Reklamlar şaka değildir; bilinçaltınıza işler, ve size hiç olmayan sorunlar yaratır. Reklam endüstrisi, o güzel arabanın içine mutlu bir aile , veya 3Gli telefon sahibinin elleri arasına "aşktan başım dönüyo" diyen bir kadın koyar ki siz onlara parayı kaptırıp kendinizi iyi hissettiğinizi zannedin. İnşallah, sen onlarda değilsin.
No comments:
Post a Comment